Kabede Hacılar Hu Der Allah

Written by

in

Celal Karatüre kardeşimizin seslendirdiği “Kabe’de Hacılar hu der Allah/Ey sevgili ben de, ben de gelem sana” vb. ilahiler ile Milletimizde sevgi merkezli bir peygamber tasavvurunun, hala ne kadar canlı/diri olduğunu ve toplumda karşılık bulduğunu görüyoruz.

Elhamdülillah hala bu milletin “mayası” sağlam. Yeterki samimiyet ile sırrını çözüp gönül kapısından girebilesin..

Ancak bu sevgi halinin/tasavvurunun düşünceye ve bilinçli ahlaki davranışlara dönüşmesine çok ama çok daha ihtiyacımız var..

Zira bu muhabbet ve duygu yoğunluğu sosyal hayata ve tüm sosyal ilişkilere yansıdığını bir düşünün.. Ne muhteşem bir değişim ve dönüşüm gerçekleşir biliyor musunuz?

Aksi halde bu güzel duygular sadece musiki nağmelerinde kalırsa; Anadolu’da söylenen “kuru kuruya gadan alam” noktasında kalır ve tükenir, gider..

Öyleyse O’nun Sevgisini o noktadan alıp örnekliğini/modelliğini tüm güzelliğiyle hayata yansıtmalıyız.

Hülasa Kur’andaki rahmet peygamberini, Yunus Emre’nin dilindeki muhabbet peygamberini, Ahmet Yesevî’nin dilindeki hikmet peygamberini, Hacı Bektaş Velî’nin dilindeki garip gurabaya kol kanat geren merhamet peygamberini yeniden keşfetmeye ve bu keşfimizi sosyal hayatın tüm cephelerine yansıtmaya; hatta bunu kurumsallaştırmaya çok ama çok ihtiyacımız var..

Ahmet Yesevi O’nu ne güzel anlatıyor:

On sekiz bin âleme server olan Muhammed;
Otuz üç bin ashâba serdar olan Muhammed.
Asi, cani ümmete şefaatlı Muhammed.
Seher vakti uyumaz, tilâvetli Muhammed;
Garip ile yetime mürüvvetli Muhammed.
Yetim, fakir, garibe sehavetli Muhammed.

Selam ve dualarımızla
Celal Sürgeç